Dağ bisikleti alalı daha 1 ayını bile doldurmadı ama sürüşler son sürat devam ediyor. Önceki yazımda ilk haftalarda bisikleti almam ardından Balıkesir ilinde bulunan Marmara Adası’na gidip 51 km’lik bir sürüşü yapmıştım. Adadan ayrıldıktan sonra Istanbul’a tekrar dönerek belirli rotalarda bisiklet sürmeye devam ettim. Devamını oku

Gözümü dört açtım, iç nefesini güçlü tuttum, kendi iç düşüncelerimi hiçe dönüştürdüm ve bisikletle Marmara Adası‘nda gidiş-dönüş turuna başladım. Haritalarda verilen rotaya göre gidiş 25 km, dönüş 26 km’lik bir serüvendi. Çıkışları yüksek, inişleri ise uzun ve bol rüzgarlı. Devamını oku

Çocukluğumdan beri hep gezmeyi hayal ediyordum. Büyüdükçe maceracı ruhu da genişliyor, rotalar değişiyor. Geçen sene Atina’ya gitmiştim, bu yıl ise Lviv’i tercih ettim.

Ukrayna’ya gitmeden önce epey düşündüm, gitsem mi gitmesem mi sorularının ortalarında kaldım. Beni en çok gitmeye iteleyen şey, Rusya ile Moldova arasında kalan bir ülke olmasından kaynaklıydı. Basit bir gitme sebebi gibi görünse de, Ukrayna’yı görmesem eksik hissedebilirdim. Çünkü doğduğum ve yaşadığım ülkelerin arasında kalması, beni fazlasıyla etkiliyordu.

Her ne kadar yaşadığım ülkelere yakın olmasını istesem de, biraz Ukrayna’nın batısına kaçamak yapasım geldi. Ne Kiev ne de Odesa, yerli nüfusu en yüksek (yüzde 88’i Ukrayna’lı) ve kalabalığı diğer şehirlere nazaran daha az (nüfus açısından 7. sırada) olan Lviv şehrine gittim. Devamını oku

Uçaktayken zamanın ne kadar çabuk akıp gittiğini, sanki zaman bir yere yetişmeye çalışıyormuş gibi hisseden bir ben değilimdir diye düşünüyorum. Uçağın illa havada olmasına gerek yok, pistte hareket ederken veya dururken bile. Daha geçen hafta yaşadığım bir uçak hikayemi buraya paylaşmak istiyorum. Devamını oku

Arayı yine uzun tuttum biliyorum, neredeyse 1 ay geçti ve halen yazı yayınlamadım. Her zamanki gibi bahanelerden dolayı işte, bahane denir mi bundan tam emin değilim, daha çok hafif bir yoğunluk desem puzzle yerini bulur. Devamını oku