Aylar geçti buraya herhangi bir yazı karalamadığım, farkındayım. Bu süre boyunca ben de herkes gibi birçok işlerle meşguldüm desem yeridir. Kendi metodolojimi geliştirmek, katıldığım ajansa ve ekiple çalışmaya adapte olabilmek, hayattan neleri beklediğimi ve neleri yapabileceğimi öğrenebilmek gibi.

Her şeyin kahramanıyım, yapamayacağım şey yok ve ben oldum demeden bu sürede hep kendimi geliştirdim. Geliştirmeye de devam ediyorum, çünkü sınırlı olduğumun farkındayım.

Bu yazımda daha çok hangi konularda kendimi geliştirdiğimi anlatmakla beraber, küçük de olsa sizlerin de hayatınızda dokunmayı amaçlıyorum. Siz arkanıza yaslanın ve dikkatinizi buraya verin, gerisi aşağıda.

Odaklanma zamanını iyi yönetme

Zamanı iyi yönetme konusunda çeşitli yazılar ve uygulamalar var. Harika, ama;

  • Kendim bu zamanda ne yapacağım?
  • Yapacağım işe nasıl odaklanabilirim?
  • Odaklanabilmem için neye ihtiyacım var?

En çok bu tür sorulara cevap aramamız gerektiğini düşünüyorum. Herkes aynı zamanda odaklanamıyor, kimileri gündüzleri çok iyi odaklanır, kimileri ise geceleri. Önemli olan bir işe odaklandığımızda, önümüzdeki objektifleri iyi değerlendirebiliyor olmak.

Eğer işim bilgisayar başında oturup, e-mail’lerimi cevaplamak ise sadece buna odaklanmalıyım. Bu odağımızı bozabilecek unsurlar var, telefonu elimize alıp sosyal medyada gezinmek gibi. Peki bu sosyal medyadaki gezilerimiz bize bir getirisi olur mu? Nasıl kullandığımıza bağlı elbette. Ancak, yaptığınız görevde sizi daha da kötüleştirir ve yaptığımız işe olan saygıyı incitir.

Zamanı iyi değerlendirip odaklanabilmek için Harvest kullanabilirsiniz. 1 kişi, 2 projeye kadar ücretsiz.

Yapacağınız işlerin önceliklendirilmesi

Gerek remote gerekse ofis başında çalışan herkes için geçerli birkaç konuya değineceğim.

Yaptığımız işte artık tecrübe edindik, yapacaklarımızı biliyoruz ancak bunları nasıl önceliklendireceğimizi bilmiyoruz. Hangi projeye ne kadar zaman harcamalıyız? Harcayacağımız zaman sonucunda müşteri bunun ne kadar değerli bir iş olacağı konusunda farkında olacak mı? İşte tam olarak bu aşamada verimlilik kavramı öne çıkıyor.

Müşterinin ne beklediği önemli değil, önemli olan yapacağımız işlerin kalitesi ve sonucu. Müşterinin bize başvurmasının nedeni de bu, uzman olmadığı alanda bizden destek istiyor olması. Müşteriyi bizler eğitmeliyiz!

Projenin işlerini neye göre önceliklendirmeliyiz, hangi iş acil ve hangisi biraz daha bekleyebilir, bunu kendimiz kurgulamalıyız. En önemlisi de, yaptığımız işin değerini anlatabiliyor olmalıyız. Bu aşamada bizlere destek olabilecek birkaç araç bulunuyor:

  • Asana / Trello – Projelerinizi yönetin ve önceliklendirin.
  • Wunderlist – Tuttuğumuz notlara bir hatırlatıcı ekleyin.
  • Appear.in – Videolu konferanslar gerçekleştirin.

Yukarıdaki araçlar belirli bir limite kadar ücretsiz. Değişkenlik de gösterebilir, sıkça kullandığım ve bildiğim araçlar olduğu için bu şekilde paylaştım.

Yapabilecekleriniz ve yapamayacaklarınız

Bizler yapay zekayı oluşturan, öğreten ve büyüten varlıklarız. Ancak, bir yapay zeka kadar sınırsız güce ve enerjiye olamayacağımızı bilmemiz gerekir. Kaliteli işler üretebiliriz, zamanı doğru değerlendirmeyi ve işi iyi yönetmenin gurusu olabiliriz, ama yapamayacağımız şeylere “hayır” cevabı ile dürüstçe karşısında olmalıyız.

Şöyle bir bakış açısıyla geleceğim, muhtemelen birçok kez karşınıza havuzun başında bilgisayarla duran birilerini gördünüz. Peki bu birileri havuzun başında ne kadar iş yapabilir? Hangi noktaya kadar kendini o işe verebilir? Cevabı her birimiz tahmin edebiliriz – bir süre sonra o işi bırakacaktır ve havuza atlayacaktır.

Şahsen, bir işi yapabilmem için öncelikle o iş konusunda en azından birkaç bilgiye sahip olmam gerekiyor. Tecrübe edinmediğim konularla ilgili araştırma yapmam gerekiyorsa yaparım ama bir sonraki benzer işlerde bu işime yaramayacaksa, nötr yaklaşırım.

Bu aşamada kısaca bakış açım şöyle:

  1. Yapılabilir bir iş mi?
  2. Uzun vadede işime yarar mı?
  3. Önceliği nedir?
  4. Sonucu tahmin edilebilir mi?
  5. Getirisi olur mu?

Eğer bu maddelerin birden fazlasında cevabı negatif ise, “Üçte iki kanunu” devreye giriyor. Ne zaman “Evet” ve ne zaman “Hayır” demeliyiz konusunda bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

Geleceğini belirleyen en büyük faktör: Çevrenizdekiler

Tehlikenin farkındayız ama görmezlikten gelmek istiyor olabiliriz. Önceki aylarda Twiter üzerinden paylaştığım bir yazıda şöyle bir öne çıkan söz vardı:

“En çok vakit harcadığın 5 kişinin ortalamasısın.”

Jim Rohn

Korkunç değil mi? Evet, ama bundan daha da korkuç olan versiyonu var. Obezite üzerinde yapılan uzun bir araştırmanın sonuçlarına göre, eğer çevrenizdeki bir arkadaşınız obez olursa, önümüzdeki 2 ila 4 yıl sonrasında kilo alma şansınız yüzde 45 kadar. Buradan öğrendiğim en iyi ders ve aldığım en iyi ipucu: Çevreyi seçerken dikkatli olmamız gerektiğidir.

Kapanış

Great things in business are never done by one person. They’re done by a team of people.

Steve Jobs
BoostTeam - Talented Team. Proven Methodology. One Goal.
BoostTeam – Talented Team. Proven Methodology. One Goal.