Arayı yine uzun tuttum biliyorum, neredeyse 1 ay geçti ve halen yazı yayınlamadım. Her zamanki gibi bahanelerden dolayı işte, bahane denir mi bundan tam emin değilim, daha çok hafif bir yoğunluk desem puzzle yerini bulur.

Yoğunluk aslında iş hayatında hep varolan, böyle bir kavram olmasa herhalde hepimiz sıkıntıdan kafayı epten yiyebilirdik! Geçen sene Şubat ayında aynı şekilde epey yoğundum hatırlarsanız, şimdiki gibi değil tabii ki. Elbette şimdilik uzaya çıkmadım (en büyük hayallerimden birisi – uzayı keşfetmek), henüz bu hedefi gerçekleştirebilmek için yeterli imkana sahip değilim (Elon Musk sesimi duy!). Önce bir dünyayı keşfetmekte fayda var dedim ve kendime geçen sene bir hedef koymuştum, Digital Nomad olmak. Madem internet olan her yerde işimi yapabiliyorum, neden bu imkanı farklı bir yönden değerlendirmeyeyim diye kendi kendime sordum ve günün rüzgarı yüzüme püfür püfür esti sonunda. Çok sevdiğim ve neredeyse her yılda bir kışın izlediğim Harry Potter filminden alıntı yapıyor olursam, buna daha çok “Lumos!” derdim. Dedim ve hedefim aydınlandı!

Neler oldu neler?

Kısmen “Digital Nomad” oldum!

Bundan 1 yıl kadar önce artık serbest çalışıp dünyayı gezmek istediğimi söylemiştim. Bu yıl Nisan ayında tahmin edemediğim şekilde böyle bir fırsat elime geçti ve değerlendirmekle beraber artık resmen “I’m working remotely with love, dude!“. Nesi var bunun demeyin, hayatınızda koyduğunuz hedeflerinize varmanız kadar mutluluk verici bir şey yok gerçekten, en azından benim düşüncem bu yönde. Tatlı mı – tatlı, maceracı mi – maceraperest, pozitif mi – pozitif, becerikli mi – becerikli, işinde ehli mi – ehli diye diye bitiremeyeceğim sanırım. Kısaca artık BoostROAS ekibinin bir parçasıyım! Ekibe “SEO & UX Consultant” olarak dahil oldum ve tamamen bunun üzerinde odaklanıp kendime yeni hedefler koyacağım.

Kısmen diyorum çünkü henüz dünyayı gezerek çalışmıyorum, planlarımın arasında bulunuyor.

English, English and one more time English!

İş hayatında yoğunluk varken ne ara İngilizce öğreneceğim demedim. Vakit bulur bulmaz hep değerlendirdim. Her ne kadar düzensiz aralıklar olsa da, hep yeni uygulamalar denedim;

  • Dizileri yiyip bitirdim: Travelers, The OA, Masters of Sex, 13 Reasons Why, The 100, Arrow, Under the Dome, Penny Dreadful, Ozark, The Mist, Gypsy, The End of the Fucking World, Altered Carbon, Lost in Space, Stranger Things, Riverdale ve en sevdiğim Suits. 1 yıl boyunca izlediğim tüm dizilerin bedeli sadece 364 TL oldu. Netflix’in reklamını yapmıyorum ama verdiğim paraya kesinlikle değer. Bunun yanında epey film izlemişliğim oldu.
  • No joke – okudukça okudum ve bol bol izledim: İlgimi çeken bir sürü İngilizce içerik okudum ve izledim. Gerçekten faydası inanılmaz büyük, özellikle bilmediğim sözcükleri Trello’da kaydedip aklıma kazıdım. Not ettiklerimin küçük bir kısmını paylaşıyorum hemen aşağıda.
  • Ruhumun başketini yeni şarkılarla depoladım: Spotify’da “Capital of Soul” ismini verdiğim albümdeki çoğu şarkının Lyrics’lerini okudum, bazılarını ezberledim bile. Biraz ağır kaçabilir ama “We give it all or nothing, we’ve gotta stand for something. So, fuck it.” delicesine sevdiğim bir şarkı sözü. Şarkıyı Suits dizisinden keşfetmiştim. Spotify’da takip etmek isterseniz hemen sağda bir “takip et” butonu görebilirsiniz – tıklamanız ardından sizi muhteşem albümlere götürebilir!

Meet with new people ve çevrenin güzelliği!

Şu tabloya bakınca o kadar güzel şeyler görüyorum ki…🙏🏼 Tarifsiz, kelimelerim yetersiz… Buradaki herkese, önce ayırdıkları vakit sonra beni akşamın 23.00 ünde dinleme sabrı gösterdikleri için çok, çok teşekkür ediyorum! 🎀 Hiç bir JCI Beşiktaş toplantısını bu kadar heyecanlı yaptığımı ve yönettiğimi hatırlamıyorum. Bu aileye geldiğim ilk gün ile şu an sahip olduğum bu güzel insanlar… Benim için hayatta ki en kıymetli değeri ifade ediyorlar! Tıpkı JCI ‘ın mottosu gibi, “İnsan dünyanın en kıymetli hazinesidir!” Ve ben çok zenginim! 🗺😍 Çünkü birlikte daha güçlüyüz! 💪 Teşekkürler hepinize… 👏 İyi ki varsın, iyi ki bu ailenin bir parçasıyım JCI Beşiktaş! 🦅 #betogetherbestronger #birlikteolgüçlüol

Нисан Кавасоглу (@nisankavasoglu)’in paylaştığı bir gönderi ()

Sırf benimle çalışsınlar diye değil, gerçekten tanımak ve yeni hikayelerle karşılaşmak için güzel bir çevre edindim. Edindiğim çevrenin çoğu genellikle katıldığım etkinliklerde, yemek yediğim, kahve içtiğim ve gezindiğim yerlerdeydi. İnsanlarda ne hikayeler varmış! Sahi, kaliteli bir hot dog ustası olabilmek için illa Almanya’yı mi keşfetmek gerekiyor?! Dedirtti.

Türkiye’de denizi olmayan bir şehri keşfettim – Ankara!

ODTÜ

Şehrin birkaç kısmını gezdim, sevdiğim ve sevmediğim yerler oldu elbette ama en çok orada yaşayan biri o şehre götürüyor beni. Anılardan kelebekler uçuran, sevgiyi tutku hale getiren, gülünce ruhu şenlendiren ve sözcüklerin tam anlamıyla hayatı sevdiren biri – iyi ki varsın!

Kötü diye değil, daha iyi bir fırsat var diye ayrıldım

Her çalıştığım ajans illa ki bana bir şeyler kattı, gerek maddi gerekse manevi açısından. Yaklaşık 2 yıldır çalıştığım ve güzel birkaç dost edindiğim Webtures bünyesinden ayrıldım. Ofiste yaşadığım mutlu anılarımdan birini buraya yer vermeden bitiremeyeceğim.

Sağlıklı ve ekonomik yaşam

  • Sağlıklı beslenme: Epeydir aslında spor yapan biriyim ama son zamanlarda sağlıklı beslenme üzerine kendimi yırtıyorum. Bundan sonra “Remote” çalışacağım için beslenmeye özellikle dikkat etmem gerekicek çünkü zamanın çoğunu dişarıda geçireceğim. Henüz bir yemek yeme programım yok ama kesin olarak akşam 20’den sonra bana bir lokma bile yok! Bi’ kahve belki, ısmarlarsanız neden olmasın?😏
  • Ekonomik düşünme: Yukarıda dediğim gibi, zamanın çoğunu dişarıda geçireceğim için mutlaka bir bütçe gidecektir. Bütçeyi olabildiğince doğru harcamak adına geçen hafta itibari ile Dollarbird uygulamasını kullanmaya başladım.

Son, Söz!

Dünyada keşfedilmesi bu kadar çok şey varken, kendine hedefler koymamak en büyük pişmanlık olur. Vakit ayırıp geçen yılımdan paylaştığım sevincimi birkaç anımı okuduğun için minnettarım.🙃

End of the story!