Çocukluğumdan beri hep gezmeyi hayal ediyordum. Büyüdükçe maceracı ruhu da genişliyor, rotalar değişiyor. Geçen sene Atina’ya gitmiştim, bu yıl ise Lviv’i tercih ettim.

Ukrayna’ya gitmeden önce epey düşündüm, gitsem mi gitmesem mi sorularının ortalarında kaldım. Beni en çok gitmeye iteleyen şey, Rusya ile Moldova arasında kalan bir ülke olmasından kaynaklıydı. Basit bir gitme sebebi gibi görünse de, Ukrayna’yı görmesem eksik hissedebilirdim. Çünkü doğduğum ve yaşadığım ülkelerin arasında kalması, beni fazlasıyla etkiliyordu.

Her ne kadar yaşadığım ülkelere yakın olmasını istesem de, biraz Ukrayna’nın batısına kaçamak yapasım geldi. Ne Kiev ne de Odesa, yerli nüfusu en yüksek (yüzde 88’i Ukrayna’lı) ve kalabalığı diğer şehirlere nazaran daha az (nüfus açısından 7. sırada) olan Lviv şehrine gittim.

Tek başıma kaçamak yapmaya hep istekliydim, en azından denemeye değerdi. Neden gittiğimi öğrendiğinize göre, asıl maceraya geçelim;

Lviv’de 7 günü nasıl değerlendirdim?

Remotely çalışıyorum ve gezmemek için herhangi bir engelim yok. Dolayısıyla öncesinden gündüzleri belirli Cafe’lerde çalışarak geçirdim, ne de olsa Wi-Fi olan her yerde çalışabiliyorum :). Öncesinden bilgisayarı çantama koyup çalışmaya gittiğim Cafe’leri gezelim mi?

Mamaliga & Borş eşliğinde Atlas (Konumu)

Atlas aslında sadece bir Cafe değil, hem yemek yenilebilecek hem de güzelce kahve yudumlayarak gündüzleri sakin vakit geçirelecek mekanlardan biridir. Burayı tercih etmemin en büyük sebebi, öğlen oturup Mamaliga yemeği birlikteliğinde Borş içebilmekti. Çocukluğumda en çok sevdiğim ikililerden biriydi. Kısacası, biraz nostalji (ya da Instagram’ın deyimiyle #tbt) yapasım geldi.

Terasta Lviv manzarasıyla Gas Lamp (Konumu)

Gas Lamp, hem tarihi hem de acayip güzel manzaraya sahip bir mekan. Manzarası en üst kattaki terasta görülmesi mümkün. Elbette burada sadece gündüzleri çalışabilir halde, akşamları resmen pavyon’a dönüşüyor. Malum bir tatil yeri kadar sıcaktı Lviv, ben de birkaç Kvas içip kendimi soğukladım. Kvas içeceği, Orta Avrupa ve Sovyet ülkelerinde yaz mevsiminde sudan bile daha fazla tükediliğini biliyor muydunuz? Gerçekten de öyle. Lviv’de suyuyla dolaşan insan görmeniz biraz zor, hatta ben hiç görmedim diyebilirim.

Kahvesiyle meşhur Kredens Cafe (Konumu)

Kredens Cafe, Lviv’in tam ortalarında olan en meşhur kahveleri bulunduran bir mekan. Hatta Türkiye’de 408 konumu olan Starbucks yerine geçer. Yani Lviv’de Starbucks yok, Kredens Cafe yerini tamamlıyor. Buraya sabahtan saat 8 civarında gelip dünyada sadece yüzde 10 kadar çekirdeğinden olan kahvelerden birini içtim. Günün yarısından fazla burada geçirdim, malum hem kahve çok lezzetli hem de internet de oldukça hızlıydı 🙃.

Kıyafete göre kahve bardaklarıyla Coffee Lab (Konumu)

Coffee Lab, Lviv’in birçok sokağında bulabileceğiniz bir kahve mekanı. Kıyafete göre dedim, gerçekten de öyleydi. 3 defa gittim ve her defasında bana ya tişört ya da pantolon rengine göre bardaklarında bol şekerli kahve veriyorlardı. 50 grivnaya (TL üzerinde 9) en güzel kahveleri yudumlayabilirsiniz. Bu arada benim 3 kez gittiğim yer Ivana Federova sokağında bulunuyordu. Küçük ve zarif bir yer, giderseniz mutlaka uğrayın derim.

Soğuk kahveyi yudumladığım Black Honey (Konumu)

Black Honey, kiraladığım evimin çok yakınlarında bir yerdeydi. Gidip buranın da kahvesini denedim, farklı bir kahve olmasını istemiştim bu kez. Soğuk bir Latte seçimi yaptım ve sanırım en doğru tercihti, çünkü tam ateş eden havaya birebir zıttı.

Yerli egzotik meyveli çaylarıyla Cat Cafe (Konumu)

Cat Cafe, adıyla da anlaşılacağı gibi kedilerin yaşadığı bir mekan. Kedi severleri bir araya getiren bu mekanda yerli çayını denemeye gitmiştim. 35 grivnaya egzotik meyveli bir çay içtim. Annemin hazırladığı çaydan sonra hayatımda içtiğim en iyi çaydı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kediler ise her yerdelerdi, onlara özel yapılan yerleşkeler vardı. Hiçbir kedi gelmemezlik yapmadı, bazıları çok nazlı oluyordu ama yine de insanlara alıştıkları için oldukça sevimlilerdi 😻.

Nihayetinde 5 günü geride bıraktım. Zaman sanki bir yere acele ediyordu gibi ama yine de bu günlerde gezme fırsatı buldum. Peki sonra nerelerdeydim?

Lviv’de Gezilesi, Yemek Yenilesi Yerler

House of Legends – Efsaneler Evi (Konumu)

Efsaneler Evi‘nde gidip güzelce bir akşam yemeği keyfi yaptım. Akşam 10’dan sonra gittiğim için teras kapalıydı ama içi zaten bir o kadar efsane. Efsaneler Evi’nin terasına başka bir gün gitme fırsatı bulmuştum, oranın fotoğraflarını kendi Instagram hesabımda paylaşmıştım.

Yerli Nusr-et’i Ribs Restaurant (Konumu)

Ribs Restaurant, keşfettiğim en ilginç yemek yenilesi yerden biriydi. Sunumuyla beni benden aldı. Bildiğiniz burada çatal ve bıçağı bir kağıt üzerine çizerek elle yemenizi isteniliyor. Bu yetmezmiş gibi tek başıma gittiğim için karşımda bir inek çizmişler yalnızlık hissetmeyeyim diye 🙈. Et gerçekten çok lezzetliydi, orası ayrı. Hem oldukça uygundu hem de fazla fazla vermişler. 400 gramla beni Shrek’e falan dönüştürür diye düşünmüştüm, sonuç olarak balon gibi çıktım. Porsiyonun en küçüğü bu arada 400 gram, ona göre aç aç gidin.

Nargile dumanı eşliğinde Split Club (Konumu)

Split, gündüzleri Cafe geceleri Club’a dönüşen bir mekan. Biraz dinlenmek üzere nargile içmeye gittiğim yerleden biri. Şimdiye kadar hiç bu kadar yakından ilgili gösteren çalışan görmedim, neredeyse her 10 dakikada bir gelip nargileyi kontrol ediyorlardı. Sonuç olarak 2 saat civarında buradan çıkmadım. Bulutların üstünde hissetmek için uçmanıza gerek yok, dumanı içinize çektiğinizde benzer hissi yaşayabilirsiniz 🧞‍♂️.

Lviv’i en tepeden görmeye olanak sağlayan Town Hall (Konumu)

1357 yıllara dayanan Town Hall yapısında, Lviv’i en uçtan (65 metre üstünden) görebilebilirsiniz. 65 metre her ne kadar kısa bir uzunluk gibi görünse de, emin olun çıkacağınız merdiven sayısı 1000’e yakın. Oraya çıktıktan sonra “ben buradan güneş batımı olana kadar inmem” dedim, öyle de yaptım. Boşuna mı bu kadar kalori yaktım? Giderseniz öncesinden birkaç muz yemenizde fayda var, enerji lazım olacak. Burada birkaç kare daha çekmiştim, görmek isterseniz diye linki buraya bırakıyorum.

Rönesans mimarisinin en büyük anıtlarından Italian Courtyard (Konumu)

Italian Courtyard‘ta özgün bir fotoğraf çekeyim derken kahramanlarla dalga geçtim resmen 👀. Herkes aynı fotoğrafı paylaşıyor, ben biraz bundan uzak durup kendimce çekindim. 16. yüzyılın sonlarında inşa edilen ve 1973’te yeniden yapılan bu İtalyan Rönesansına bayıldım. Eski bir Lviv sembolü olmasıyla birlikte, alt katı restoran olarak yapıldı. Restoranında hiç oturmadım ama akşamları çok neşeli canlı müziklerin olduğunu söyleniyordu.

Şehrin koltuğu Potocki Palace (Konumu)

1880’lerde Avustralya’nın eski başkanı Alfred Jozef Potocki tarafından bir şehir koltuğu olarak inşa edilen Potocki Sarayı, girip çıkılmayası yerlerden biri. Saray içine girememiştim bir davet programı olduğundan dolayı, ben de dişarıdan çekinebildiğim kadarıyla çekindim. Ardından kalan kare işte böyle, kafası mutlu 😀.

Orman ve kuş sesleri eşliğinde Piskovi Ozera (Konumu)

Sovyet döneminde Altay (Piskovi Ozera) olarak adlandırılan bu gölde, hem minik bir orman hem de çocuklar için yapılmış park bulunuyor. Lviv’i ziyaret eden çoğu turist tarafından bilinmediğinden eminim. Ben de zaten evimin yakınlarında göl falan var mı diye bakınmıştım. Hemen 1 dakika uzaklıkta bunu buldum. Sabahtan kalkıp gezineyim derken, balıkçılarla karşılaşmak beni biraz duygulandırdı 🙄. Hep çocukluğum diyorum ama gerçekten daha çocukken balık tutmaya çalışan bir balıkçıydım. Göl başında mangal yapmak en çok özlediğim şeylerden birisiydi ama ne yazık ki bunu yapmadan oradan ayrıldım. Instagram’da birkaç fotoğraf ve video bulabilirsiniz.

Ne gezmişim şu 7 günde, değil mi ama? Diğer gezip gördüğüm yerleri de liste olarak paylaşayım.

  • Danylo Halytsky Lviv National Medical University
  • National Academic Opera and Ballet Theatre
  • Lviv Handmade Chocolate
  • Lviv Coffee Manufacture
  • Pravda Beer Theatre
  • Bubble Waffle
  • Cheese to Go
  • Masoch Cafe
  • Kryivka

Veee elbette sonuç olarak yine YouTube kanalımda Lviv Vlog yayınladım. Lviv’de gezdiğim, gidip gördüğüm, yiyip içtiğim ve daha fazlasını video olarak çektim.

Lviv’de 7 Gün 8 Gece boyunca nerelerdeydim?

Ayrılış vakti gelmişti… 😌