Bildiğiniz üzere, birçok başarılı internet girişimcisi ve iş adamlarıyla röportajlar yapma ve bunu Picardes üzerinden yayınlama kararı aldım. Bir önceki KAFT ile yaptığım röportajda e-ticaret ve kendi hedefleriyle alakalı sorular sorup, yanıtlarını paylaştım. Şimdi ise Türkiye’nin en başarılı internet girişimcilerinden birisi Sina Afra ile röportaj yapmaya kara verdim. Eminim, burada ayırabileceğiniz vakit en fazla 10-15dk’dır. Bence bu süreyi iyi değerlendirin, çünkü röportaj içerisinde öğreneceğiniz, ilham alacağınız çok ipucu var!

Sina Afra, sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Babamın mesleğinden dolayı hayatımın uzun bir dönemi yurtdışında geçti. Üniversiteden sonra kurumsal dünyada çalışmaya başladım ve hayatıma girişimciler girdikten sonra 2006 senesinde kendim de girişimci olmaya karar verdim. Markafoni’nin kuruluşu Eylül 2008 oldu.

Düzenli spor hayatımın bir parçası. Fenerbahçe, Harvard, dalgıçlık, deniz sevgisi hayatımda ailemden sonraki önemli başlıklar.

Ben bir seri girişimciyim.

Eğitim yıllarınızı nasıl geçirdiniz, kendinizi geliştirmek için neler yaptınız?

Öğrencilik yıllarında girişim maceram olmadı çünkü hayatım boyunca “kendi işini” yapma kültüründe büyütülmedim, yaşamadım, hatta hiç düşünmedim. Ta ki hayatım internet ile kesişene kadar. Aslında ben girişimcilik dünyasına geç adım atanlardanım. Markafoni’yi kurmamla birlikte girişimcilik dünyasına girmiş oldum. İlk girişimim Markafoni’ydi. “Keşke girişimciliğe 20 yaşımdayken başlasaydım” diye kendi kendime hayıflanmışımdır. Aynı deneyimi en azından başka genç insanların yaşamaması, 40 yaşında girişimci olmak yerine girişimciliğe istediği zaman adım atması umuduyla, Türkiye Girişimcilik Vakfı’nı beni destekleyen mütevelli heyet üyelerimiz ile birlikte kurma kararı aldım.

Başarısız olmadan kimse başarılı olamıyor. Siz bu söz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir başarıdan bir satır, bir başarısızlıktan bir kitap öğrenebiliriz. Hepimizin hayatında kaybettiğimiz anlar veya başarısızlıklar vardır. Kaybetmek hayatın bir doğal bir parçası ama “param yok” demekle “fakirim” demek arasında büyük farklar vardır. Kaybedince bundan ders çıkarmayı ve yeniden ayağa kalkıp, devam etmeyi bilmemiz gerekiyor. Kaybedenler de kazananlar gibi ortak özelliklere sahiptir. Bazıları kaybederken başkalarına zarar verir. Bazıları ise sadece kendine. Bazıları büyük kaybeder, bazıları her gün ufak kaybeder. Bazıları kaybettiğini bilmez, bazıları bunun çok farkındadır. Bazıları kaybetmeyi bir tutku, hatta bir bağımlılık haline getirir. “Başarı hep şanstır. İnanmıyorsanız başarısızlara sorun” demiş Bernard Shaw. Başarısızlıklar olmadan başarılar olmuyor. Gece ve gündüz gibi… Ortak dinamikler olduğunu düşünüyorum – özellikle bir başarısızlıkta bundan ders çıkartmayıp aynı kafa yapısıyla yeni bir işe atılma durumunda ortak bir dinamik var.

Şimdiye kadar katkıda bulunduğunuz yerli yabancı girişimler hangileridir, bazıları hakkında bahseder misiniz?

Melek yatırımcı olarak 2007’den beri Türkiye başta olmak üzere, Almanya, ABD, Hollanda, İngiltere ve İsviçre’de toplam 26 girişime yatırım yaptım.

En yakın tarihli yatırımlarımdan biri, Türkiye’nin Fiverr’ı olarak tanınan Sadeceon.com. 10 TL’den başlayan fiyatlarla hizmet almak isteyenlerle hizmet sağlayanları buluşturmayı hedefleyen Sadeceon.com, ilgi çekici mikro servisleri ve yetenekleri potansiyel alıcılarla buluşturuyor. Site, grafik-tasarımdan müziğe, video-animasyondan çeviri, online pazarlama ve teknolojiye kadar birbirinden farklı 11 kategoride barındırdığı uzman hizmetleriyle Türkiye’de ihtiyaç duyulan bir pazarı güçlendiriyor. Sadeceon.com, şu anda YouTube klibine Türkçe altyazı eklemek isteyenlerden web sitesinin Android uygulamasını Google Play’e ekletmek isteyenlere, en güzel hikâyenizi çizgi roman yapabilenlerden sizin için evlilik bloğu hazırlayanlara kadar herkese her konuda yaratıcı, eğlenceli ve faydalı hizmetler sunabilecek noktada. Çok kısa süre içinde Türkiye’de ilk akla gelen sosyal medya pazaryeri olmayı başarması ve bugün çok sayıda ajansla çalışması, umut vadeden bir girişimin hızla büyüyeceğine ve küresel bir marka olabileceğine dair olumlu sinyaller veriyor. Son derece etkili bir iş modeliyle hizmet veren ve kısa sürede büyük bir işlem hacmine ulaşmış olan Fiverr.com’un Türkiye’ye başarıyla uyarlanması ve daha önce başarılı exit’ler yapmış, deneyimli bir kurucu ekip tarafından hayata geçirilmesi, 500 bin TL’lik yatırım kararı vermemde önemli rol oynadı. Sadeceon.com’un ileride ikinci ve üçüncü tur yatırım alacağına inanıyorum.

Yakın zamanda ayrıca UNDO’yu ortaklarımla kurdum. Türkiye aslında çok önemli bir ayakkabı bağcığı üreticisi, fakat bugüne kadar bu potansiyel ortaya çıkmamış ve değerlendirilmemişti. Dünya çapında da sadece ayakkabı bağına odaklanan bir marka henüz yok. Dolayısıyla biz de İstanbul merkezli tasarım stüdyosu “UNDO Labs” ile birlikte bunu bir fırsat olarak gördük ve Türkiye’nin üretim potansiyelini markalaştırmak üzere yatırımlarımızı bu yönde gerçekleştirdik. Bunun için dünyanın önde gelen bağış sitesi Kickstarter üzerinden bir bağış kampanyası başlattık. Altı farklı renk ve 10 bin adet üretimle piyasaya süreceğimiz bağcıkları 15 dolara satmayı planlıyoruz. UNDO Labs’ın bu ürününü, ileride diğer endüstrileri hedefleyecek yeni aksesuarlar da takip edecek. UNDO’nun çıkış noktalarından biri, ayakkabı endüstrisinin yarattığı ekolojik tahribatı elimizden geldiğince azaltmak. Çünkü bildiğiniz gibi ayakkabı üretmek endüstriyel bir süreç ve ayakkabının parçalarının hazırlanmasından mağazalara ulaştırılmasına kadar müthiş bir karbon salımı yaratıyor. Tek bir ayakkabının karbon emisyonunun yaklaşık 14 kg. olduğunu hesap ettiğimizde ayakkabının giydiğimiz kıyafetler ve aksesuarlar arasında en yüksek karbon salımı yapan ürün olduğunu anlayabiliriz. Siz UNDO bağcığını aldığınızdaysa, biz sizin adınıza aldığımız karbon ofset kredisi ile yeryüzüne verilen bir ayakkabılık karbon zararını kapatıyoruz. İsmimizin de açıkça dile getirdiği gibi, doğaya yönelik bu tahribatı ‘geri alıyoruz’ (UNDO).

2014’te kurucuları arasında olduğum Girişimcilik Vakfı ise, en önemli inisiyatiflerimden biri aslında. Gençlerin girişimcilik kültürüyle erken yaşta tanışması ve benimsemesi her şeyden önemli. Girişimcilik Vakfı’nın ana amacı, Türkiye’de girişimciliğin yaygınlaşması olup bunun için Türkiye’de girişimcilik ve liderlik açısından en yatkın ve en yetenekli gençlerin bulunması ve desteklenmesidir. Türkiye’de girişimcilik konusunda son yıllarda bir “uyanış”, bir “diriliş” yaşanıyor fakat “alt-yapı” ve “kafa-yapı” eksiklikleri nedeniyle ülkemiz kendisinden beklenen gelişimi gösteremiyor. Biz de, tıpkı sizin gibi, bu gelişimi hızlandırmak ve girişimci gençlerin önünü açmak adına bu vakfı hayata geçirdik. Amacımız tüm sektörlerde somut proje geliştirmek değil, Fellow Programımız ile Türkiye çapında girişimcilik fikrini yaymak. İlham vermeyi, yaptıkları işin dünyayı değiştirebileceğini, “geri verme” kültürünü ve networking’i daha girişimcinin somut bir fikri yokken anlatmalıyız ki, girişimci benliğinin vazgeçilmez bir parçası olsun.

Sizce bir E-Ticaret girişiminde olmazsa olmaz nedir? Örneğin Markafoni, büyümesi için hangi yolları izlediniz?

Markafoni’nin kurulmasını takiben, ilk olmamızın verdiği bir dinamikle marka son derece hızlı bir şekilde ağızdan ağıza yayıldı. Markafoni’nin kurgusunu arkadaşlarımız kendi arkadaşlarına anlatıyordu. Bu sayede ilk bir milyon üyemiz, pazarlama desteği olmadan aramıza katılmıştı. Süreçten memnun kalan müşteriler de, Markafoni’yi arkadaşlarına anlatıyordu ve biz de onları yeni müşteriler olarak aramıza katıyorduk. E-ticaret girişiminde müşteri memnuniyeti ve güven duygusunun esas olduğunu düşünüyorum.

Aynı zamanda şirket yönetiminin bir orkestrayı yönetmeye benzediğine inanırım. İyi elemanları seçtikten sonra, kendi alanlarında inisiyatifi onlara bırakmak lazım. Yanlışları olunca, buna beraber katlanmak gerekiyor. Böylece herkes kendini geliştiriyor. Zamanla güzel bir takım ruhu oluşuyor. Markafoni’de de biz bu inançla ilerledik.

Markafoni bünyesinde, farklı iş modellerine sahip toplam beş e-ticaret şirketi bulunuyor. 2008 yılında kurulan Türkiye’nin ilk ve lider özel alışveriş kulübü markafoni.com, Markafoni bünyesinde kurulan ilk e-ticaret şirketiydi. Devleşmesinin en temel unsurlarından biri buydu. Ayrıca Markafoni hep dünya e-ticaret trendlerini yakından takip edip pazarın ihtiyaçlarına etkili şekilde cevap veren girişimleri saptadı ve bu konuda başarılı çalışmalara imza atarak büyümeye devam etti. Değişime açık olmak ve her yenilikte şirketlerin kendini yenilemesi, girişimciliğin de olmazsa olmazlarından. Biz her zaman hayallerimizi yeniledik. Tabii ki en başta en büyük e-ticaret sitelerinden biri olacağımızı ve özellikle bu kadar hızlı yayılacağımızı tahmin etmiyorduk. Türkiye dışına açılan ilk e-ticaret sitesi olacağımızı da hayal etmiyorduk. 2,5 sene gibi hızlı bir sürede “exit” yapacağını da düşünmüyorduk. Gelişmeler doğrultusunda hayallerimiz de büyüdü.

Türkiye’de internet’ten alışveriş yapan 5 kişiden birisi neden memnun kalmıyor olabilir? Bu durumu yöresel (genel) olarak değerlendirirsek hangi sonuca varabiliriz?

İnternet alışverişlerinde eskiden güven sorunu ön plandaydı. Şimdi e-ticaretin güven kazandığını ama servis kalitesini daha düzeltmesi gerektiğini gözlemliyorum. Hızlı gönderim, müşteri servisleri, iade veya ürün anlatımı gibi konularda yapılacak çok şey var.

İş hayatınızda şu ana kadar sizi en çok mutlu eden şeyler nelerdir?

Bir markayı büyütüp satmak çok güzel bir başarı. Ama nasıl bir süre zarfında satıldığına da bakmak gerekiyor. Markafoni için bu süre 2,5 seneydi ve bu kısa zamanda Türkiye’deki en büyük teknoloji satışlarından biri olmuştu. Bunun dışında bir marka yarattığımızdan da çok gurur duyarım.

Türkiye’de başarılı olmak için neler tavsiye edersiniz?

Başkalarının tavsiyelerine çok kulak asmayın. Kendi deneyimlerinizi edinin; gerekirse bunun bedelini siz ödeyin ama yolunuza devam edin. Sevdiğiniz işi iyi insanlarla yapınca başarı kendiliğinden geliyor. O da maddi olarak tatmin edici bir sonucu da beraberinde getiriyor. Ayrıca dünyanın neresinde olursanız, büyük düşünüp ufak adımlar atın. En önemli nokta bana göre bu.

Siz, internet girişimcisi ve başarılı bir iş adamı olarak, hiç halen bir şeylerin eksik olduğunu hissettiniz mi?

Her yıl tekrarlanan ve insanların bir yıl öncesinden takvimlerinde işaretledikleri, uluslararası düzeyde gerçekleşecek bir girişimcilik kongresinin Türkiye’de eksik olduğunu düşünüyorum.

Aynı zamanda bir insanın “kendi işini yapması” bulunduğu ortamla çok alakalı olduğu için Türkiye’de bu eksikliğin giderilmesi için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğine inanıyorum. Belki benim ailemde herkes girişimci olsaydı, benim de aklımdan girişimcilik dışında başka bir şey geçmeyecekti. Belki KPMG’de bir girişimcilik kültürü olsaydı –eBay’de olduğu gibi– ben iş hayatımın ilk senelerinde girişimciliğe başlayacaktım. Biz Girişimcilik Vakfı olarak bunun için ilk adımı attık.

Son olarak Türkiye’de geleceğe ilham veren girişimler ve girişimciler çıkmaya başladı bile. Asıl eksiğimiz, bunları destekleyecek, güçlü ve devamlılık arz eden bir finansal ekosistem.

Bu cevaplar bana yetmiyor, daha fazlasını öğrenmek istiyorum diyen okuyucularımıza size nasıl ulaşabileceklerini anlatır mısınız?

Benim bloğuma bir göz atarlarsa (www.sinaafra.com) orada her zaman en güncel iletişim bilgilerini bulabilecekler.