Varoluşculuk. Günün birinde kendimi nerede olduğumu, kiminle ne yaptığımı, neden oradayım ve nerede olmalıyım? Aslında var olmadığımı ama kendimi buna inandırmam gerektiğini anladım.

Görüşçülük. Kendimi gördüğüm yerde bir şey yoktu, benden başka. Olmam gereken yer gördüğüm değil, hayal ettiğim yerdi. Orada olmalıydım ama değildim. Olmam gereken yeri canlandırdığımda aradan yıllar geçmeliydi, geçti de. Ben neredeydim olmam gereken yerde? Değildim.

Vazgeçmeliyim

Yaptıklarımdan, yapmadıklarımdan. Yeni keşiflerde bulundum. Listeyi yaptım uzun zaman önce, yıllar geçti aradan. O liste halen var, olmaya da devam edecek ama vazgeçmeliyim. Başımdakileri yok edip, bavulumu hazırlayıp yola çıkmalıyım. Her şeyden vazgeçmeliyim. Ne zordur ki arkamda bırakacağım tek şey; Bana hayatı armağan edeni.

Yola çıkmalıyım

Göç ettim. Birkaç ülke, birkaç yaşam, kültür, varlıklar… Göçlük. Dünyalı olduğumu, bir yere ait olmadığımı yeniden anlamalıyım, kendime inandırmalıyım, buna alışmalıyım işte. Yola çıkmalıyım.